BASIN SERVİSİ
HABER ÖZETİ



Yayın AdıYayın TarihiSayfaTirajYayın Türü
Milliyet05.05.20081254240Ulusal Gazeteler
SayfaNoSütun/Cm
121
Soruların yanıtları Ankara Kulisi'nde

Soruların yanıtları Ankara Kulisi'nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün arabasında, en üstte duran gazete hangisiydi? Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç tarihi konuşmasında en çok hangi kelimeyi kullandı? Recai Kutan'ın Çankaya ziyaretinde, Gül kendisine acı kavun ikram etti mi? Basım ulemadan görüş almaya zorlayan şaşırtıcı gelişmeler neler? 15'te Tarihi konuşmanın kodlan % ±4 A isss - ism Haşim Kılıç'in başkan olarak Anayasa Mahkemesi'n in kuruluş yıldönümünde yapacağı konuşma, yargı çevrelerinde merakla bekleniyordu. Kılıç 29 kere 'özgürlük', 19 kere 'demokrasi' sözcüğünü kullandı Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildiği 1990'dan bu yana görüşleri ve imza attığı kararlarla sıkça tartışmaların odağında yer alan Haşim Kılıç, 9 yıl üyelik, 8 yıl başkan vekilliği yaptığı Yüksek Mahkeme'nin 46. Kuruluş Yıldönümü'nde ilk kez "Başkan" sıfatıyla kürsüye çıktı. 22 Ekim 2007'de Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na seçilen Kılıç'ın, ilk kuruluş yıldönümü konuşması bu nedenle özellikle yargı çevrelerinde merakla bekleniyordu. Kılıç da 25 Nisan 2008'de yapılan kuruluş yıldönümü töreninde bu beklentileri boşa çıkarmayan bir konuşmaya imza am. Bundan önceki başkanlar kuruluş, yıldönümü törenlerinde laiklik karşıtı faaliyetler konusunda siyasal iktidarı uyaran çıkışlar yaparlardı. Kılıç ise seleflerinin aksine konuşmasında daha çok yargıya yönelik uyanlarda bı lundu, demokrasi ve özgürlüklerin genişletilmesine ilişkin temalan ön plana getirdi. 'Sözcük analiz' yöntemi Kılıç'ın, Ergenekon soruşturmasından türban tartışmasına, siyasi partilerin kapatılmasından AB'ye, muhalefet partilerinden rejim korkusuna kadar çok sayıda mesaj verdi. Basında da geniş bir tartışamaya yol açtı Kılıç'ın mesajları. "Sözcük analiz" yönteminin 16 sayfalık konuşmaya uygulanması, Kılıç'ın vermek istediği mesajlar konusunda ilginç sonuçların açığa çıkmasını sağladı. Konuşmanın şifrelerini açığa çıkaran kelimeler ve kullanım sucukları şöyle: H ÖZGÜRLÜK: Kılıç'ın konuşmasında en fazla yinelediği sözcüklerden biri "özgürlük" oldu. Kılıç, konuşmasının tam 29 ayrı yerinde "özgürlük" kavramına yer verdi. H DEMOKRASİ: Kılıç, "demokrasi" sözcüğünü 19 kez yineledi. "Demokrasi" ve "özgürlük" kelimelerini genellikle yan yana kullanmayı tercih eden Kılıç, "temel haklar ve özgürlükler" kavramına ise konuşmasının 4 ayrı yerinde yer verdi. M LAiKLiK: Kılıç, 8 kez telaffuz ettiği laiklik kavramım ise selefleri gibi "laikliğin tehlike altında olduğu" şeklinde değil, daha çok "demokrasiyle laiklikten birinin diğerine tercih edilemeyeceği, Türk milletinin 'barış projesi' olan laikliği koruması altına aldığı" gibi vurgularla ön plana getirdi. B 1KTİDAR-PARLAMENTO-YASAMA: Kılıç, 9 kez "iktidar", 8 kez de "parlamentoyasama" sözcüklerine başvurdu. B TARAFSIZLIK: Kılıç, çoğu yargı ile ilgili kısımlarında olmak üzere, konuşmasının 8 ayrı yerinde "tarafsızlık" sözcüğünü kullandı. B BARIŞ: Toplumdaki gerilime işaret eden Kılıç, 7 kez "barış" kelimesini yineledi B ÇOĞULCULUK VE FARKLILIK: "Demokrasi" ile birlikte kullandığı "çoğulculuk" kavramına 6 kez başvuran Kılıç, 3 kez de "farkhlık(lar)" ifadesini yineledi. M KORKU: Kılıç, 3 kez "korku" kavramını kullanarak, toplumdaki korkuların giderilmesini istedi. B DİN VE İNANÇ: "Din" kelimesini 3 kez yineleyen Kılıç, genellikle "saygı" ve "özgürlük" kavramlarıyla birlikte kullandığı "inanç" kelimesine ise 5 kez başvurdu. B CUMHURiYET: Kılıç "cumhuriyet" kelimesini konuşmasının sadece 2 yerinde kullandı. Bunlar, "Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Atatürk" cümlesinin başında ve "Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Başkanı" ifadeleri... B İNSAN HAKLARI: Konuşmada "insan haklan" kavramı bir kez geçti. Basın en iyisi ulemaya sormalı Başbakan Erdoğan ayetle eleştiriyor, ana muhalefet lideri Baykal hadisle yanıt veriyor. Analiz için de ulemadan görüş gerekecek ileride bugünün tarihini yazan araştırmacılar Başbakan ve ana muhalefet liderinin sıkça Kuran'dan ve Hazreti Muhammed'in hadislerinden yaptıkları alıntılarla birbirlerini eleştirdiklerini not etmek zorunda kalacaklar. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefete, bu çerçevede CHP lideri Deniz Baykal'a çatmak, kendisine destek vermeyen basın organlarına AKP'nin hizmetlerini göstermedikleri gerekçesiyle eleştirmek için sıkça Araf Suresi'nin 179. ayetine atıf yapıyor. Erdoğan, bu çerçevede genellikle "Bazıları var ki kulakları var ama duymazlar, gözleri var ama görmezler, dilleri var ama gerçekleri söylemezler" diyor. Başbakan son 1.5 ay içinde en az 5 kez kullandı bu ifadeleri. (Siirt/15 Mart, Batman/24 Mart, Yalova/31 Mart, Trabzon/5 Nisan, Denizli/27 Nisan) Erdoğan, cehenneme gideceklerin de tasvir edildiği bu ayetin tümünü değil, yalnızca küçük bir bölümüne atıf yapıyor. Orijinal ayette "dilleri var ama konuşmazlar" bölümü yer almıyor. Erdoğan bu ayetten esinlenirken, CHP lideri Baykal da kendisine bir vahiyle değil, Hazreti Muhammed'in bir hadisiyle karşılık veriyor. Erdoğan'ın "Baykal'ın enerji bakanı olduğu zaman onlar Ankara'da Bakanlar Kurulu'nda palto giyerek toplantı yapıyorlardı. Rüşvet vererek akaryakıt istasyonundan benzin alınıyordu. Ben de aldım ondan biliyordum" demesi üzerine, CHP lideri de Peygamber'in rüşvetle ilgili ünlü bir hadisini hatırlatıyor. Önümüzdeki dönemde gazeteciler Başbakan'ın ve muhalefet liderinin açıklamalarını doğru analiz edebilmek için ulemadan görüş almak zorunda kalacaklar galiba. ARAF SURESİ/179'UNCU AYET: "Andolsun biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların kalpleri vardır ama onlarla kavrayamazlar; gözleri vardır ama onlarla göremezler; kulakları vardır ama onlarla işitemezler. Onlar hayvan gibidir, hatta daha da sapkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır." (Kuran-ı Kerim Türkçe Meali, Diyanet işleri Başkanlığı yayını) RÜŞVETLE İLGİLİ HADİS: "Allah'ın laneti rüşvet verenin ve alanın üzerine olsun. Hükümde rüşvet verene ve alana Allah lanet eylesin. Rüşvet verene de, alana da, aralarında rüşvet için aracılık yapana da Allah lanet eylesin." (Hadis No: 4876 islamiyasam.com) Gazetecilere dağıtılan bu fotoğraf çekildiğinde. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün makam otomobilinin arka koltuğunda günlük gazeteler vardı ve bunların en üstünde Milliyet yer alıyordu. Çankaya Köşkü, 29 Nisan günü, Türkiye'nin siyasi gündem maddelerinin uzağında, anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, gelecek 3 yıl boyunca himayesinde yürütülecek olan "Trafikte Dikkat, 10 Bin Hayat" başlıklı kampanyayı tanıttı. Gül'ün büyük oğlu Ahmet, 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasından, emniyet kemeri takması sayesinde yara almadan kurtulmuştu. Cumhurbaşkanı, trafik kazalarında ölümleri azaltmak için sadece ön koltukta değil arka koltukta da emniyet kemeri takılması çağlısında bulunurken, "Ben makam aracımda bile kemer takıyorum" dedi. Türkiye gibi, ön koltukta bile kemer takma alışkanlığı henüz oturmamış bir ülkede, Cumhurbaşkanı, makam aracının arka koltuğunda gerçekten kemer taktığını herkesin görmesini istediği için, bunu gösteren fotoğrafları da gazetecilere dağıttı. Söz konusu fotoğraftaki bir ayrıntı özellikle dikkat çekti. Four Seasons manşet Gül'ün makam aracının arka koltuğunda, fotoğrafın çekildiği güne ait gazeteler üst üste dizilmiş şekilde duruyordu. En üstte, "Tarihi yanlışa yargıdan 'dur' karan" manşetinin göz kırptığı Milliyet vardı. Söz konusu manşet, Sultanahmet'teki Four Seasons Oteli'nde Bizans kalıntıları üzerinde yapılan inşaat için Danıştay'ın verdiği yürütmeyi durdurma kararını anlatıyordu. Dileriz Cumhurbaşkanı Gül, "bu tarihi yanhş'la ilgili gelişmeleri Milliyet kadar yakından takip ediyordur. Acı kavun gibi yere serecekti, olmadi Kim tahmin edebilirdi 8 yıl önceki kongrede yarışan iki adayın günün birinde Çankaya Köşkü'nde bir masada buluşacaklarını ve adaylardan birinin diğerini Cumhurbaşkanı sıfatıyla ağırlayacağını... Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile SP Genel Başkanı Recai Kutan, genel başkanlık için yarıştıkları FP kongresinden 8 yıl sonra geçen hafta Çankaya Köşkü'ndeki yemekte, yeni sıfatlarıyla yan yana geldiler. Gül ile Kutan, 14 Mayıs 2000'deki FP kongresinde karşı karşıya gelmişlerdi. Milli Görüş'ün lideri Necmettin Erbakan destekli Kutan, yenilikçilerin adayı Gül'e karşı kongreyi 521 oya karşı 633 delegenin desteği ile zorlanarak kazanmıştı. FP İçindeki bu bölünmenin ardından yenilikçiler partiden koparak AKP'yi kurmuşlardı. Çankaya'da rövanş Gül-Kutan buluşması, 8 yıl önceki kongre sürecinde aralarındaki polemikleri de yeniden gündeme getirdi. Eski pehlivan olan Kutan, Gül'e hem kongrede hem de güreşte şans tanımadığını söylemiş, bugünün Cumhurbaşkanı için, "Acı kavun gibi yere sereceğim" demişti. Kutan, Gül'ün kendisinden genç olduğunu belirterek, "O şimdi gerek kuvvet, ge30 Nisan 2008 - Çankaya buluşması rekse kilo itibarıyla benden güçlü. Ancak tam kafa-kol uyguladığımda en güçlü adamın bile dayanması mümkün değil" diyerek politikada deneyimin önemini vurgulamıştı. Gül'e Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e vasiyetinden alıntıladığı, "Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açına" ifadesiyle seslenen Kutan'a yanıt gecikmemişti. Gül, Milli Görüş'ün saflarındayken "ağabey" diye hitap ettiği Kutan'a, "70 yaşına geldikten sonra, heyecanımız porsumuş bir halde mi aday olalım" yanıtını vermişti. Aradan 8 yıl geçti. Gül, Türkiye Cumhuriyeti'nin 11. Cumhurbaşkanı, Kutan, SP Genel Başkanı sıfatıyla aynı masada buluştu. Kongrede Kutan'a karşı yarışı kaybeden Gül, rövanşı tam 8 yıl sonra Çankaya Köşkü'nde alıyordu. Neyse ki mevsim henüz yaz değildi ve acı kavun henüz Çankaya Köşkü'nün mutfağına girmemişti.
Sayfadaki Yeri
Yazdırılabilir Kopyası
SayfaNoSütun/Cm
15468
Sayfadaki Yeri
Yazdırılabilir Kopyası



Yayın AdıYayın TarihiSayfaTirajYayın Türü
Radikal05.05.20082131265Ulusal Gazeteler
SayfaNoSütun/Cm
2163
Fenerbahçe'ye üç dilde 'Hep destek, tam destek'

Fenerbahçe'ye üç dilde 'Hep destek, tam destek' /Fenerbahçe'nin Gençlerbirliği ile yaptığı mücadelede gözleri sahada, kulaklan ise SivasporGalatasaray maçında olan taraftarlar, maç öncesi futbolculara tezahüratlarıyla büyük destek verdi. Tribünlerin büyük bir bölümünü dolduran taraftarlar, maç başlamasıyla yoğun bir tezahürata başladı. /San-Lacivertli taraftarlar, Galatasaray derbisi sonrası Şamandıra Tesisleri'nde Alex ve Kezman'ın araçlarına saldmlmasmdan sonra futbolcuların gönlünü aldı. Üzerinde Şampiyonlar Ligi'nde ikinci turda Sevilla karşısında turu geçtikleri maçta çekilen ve futbolcuların sevincini anlatan fotoğrafın yer aldığı bir pankart açılırken, bu pankartta "Her zaman her yerde, hep destek tam destek", "Yaşattığınız her şey için teşekkürler" yazıları yer aldı. Verilen bu mesaj, pankartta aynı zamanda ingilizce ve Portekizce kelimelerle de ifade edildi. /Fenerbahçeli futbolcular sahaya Trafikte dikkat 10 bin hayat' yazılı pankartla çıkarken, Gençlerbirliği futbolcuları Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün 161. yılı' yazılı pankartı taşıdı. /Fenerbahçe Teknik Direktörü Zico, kadroda değişime giderek Ali Bilgin'i haftalar sonra ilk 11'e dahil etti. Ligde en son 23. haftada Fenerbahçe'nin Kadıköy'de Bursaspor'a 2-0 yenildiği maçta ilk 11'de yer alan Ali, dokuz hafta sonra Gençlerbirliği maçıyla yeniden ilk H'de kendine yer buldu. Vederson'un sakatlığının ardından, son maçlarda olduğu gibi Kazım'a görev vermesi beklenen Brezilyalı teknik adam, bu futbolcuyu yedekler arasında değerlendirerek, Ali Bilgin'i tercih etti. /Ev sahibi ekipte sakatlıkları bulunan Volkan Demirel, Lugano ve Vederson ile Deniz, Önder ve Kemal de kadroda yer almadı. Sarı-Lacivertli taraftarlar dün açtıkları pankartla takımlarına 'Yaşattığınız her şey için teşekkürler'dedi. FOTOĞRAFLAR: HÜSEYİN YAVUZ
Sayfadaki Yeri
Yazdırılabilir Kopyası



Yayın AdıYayın TarihiSayfaTirajYayın Türü
Yeni Asya05.05.2008158064Ulusal Gazeteler
SayfaNoSütun/Cm
15108
SÖZ KONUSU 10 BİN HAYAT

SÖZ KONUSU 10 BİN HAYAT $',' Cumhurbaşkanlığı ile bazı kurum ve kuruluşlar, trafik konusunda toplumsal bilinci arttırmak, hayat kayıplarını ve yaralanmaları azaltmak hedefiyle Trafikte Dikkat, 10 bin Hayat" projesini hayata geçirdi. CUMHURBAŞKANI Abdullah Gülün himayesinde gerçekleştirilen ve proje ile her yıl trafik kazalarında 10 bin kişinin vefat ettiği ve 200 bin kişinin yaralandığı ülkemizde kayıpların önüne geçilmesi hedefleniyor. "Trafikte Dikkat, 10 bin Hayat" projesi, 29 Hisan 2008 Salı günü Çankaya Köşkü'nde, Yeni Asya Otomobil sayfası olarak katıldığımız bir toplantı ile tanıtıldı. Toplantıya ev sahipliği yapan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, konuyla ilgili olarak modern toplumsal hayatın bir gereği olarak değil, maddî-manevî kayıplar verilen bir sorun olduğunu ifade etti. Her yıl kaybedilen ortalama 10 bin kişinin Avrupa'daki toplam kayıpların % 22'sine tekabül ettiğini ve Avrupa ülkeleri arasında ilk sıralarda ülkemizin yer aldığı belirtildi. Aynı zamanda projede hedefin 3 yıllık dönem içerisinde 10 bin hayat kurtarmak oldıSğünun altı çizildi. 2008 yılı içerisinde proje' kapsamında www.trafiktedikkatlObinhayat.com internet sitesi üzerinden toplanacak ve değerlendirilecek teklifler, hem ödüllendirilecek hem de ilgili kurum ve kuruluşlara tavsiye niteliğinde gönderilip takipçisi olunacak. Bizzat Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından seslendirilen TV ve sinema filmi Mayıs ayı içerisinde birçok ulusal kanal ve sinema salonunda gösterime girecek.
Sayfadaki Yeri
Yazdırılabilir Kopyası



Yayın AdıYayın TarihiSayfaTirajYayın Türü
Bugün04.05.2008796236Ulusal Gazeteler
SayfaNoSütun/Cm
790
Hayat kurtaran trafik kuralları

Can AKSIN Hayat kurtaran trafik kuralları -öttW-£!>İ:tf£#Stf&i . -- — - ... - , Geçen gün, Çankaya'da, Cumhurbaşkanı Abdullah ;: Gülün himayesinde başlatılan "Trafikte dikkat 10 bin hayat" kampanyasına katıldığımı yazmıştım. Salona girerken, kendimi eski dostlarımla karşı karşıya bulduğumu söylemiştim. Günaydın Gazetesinde danışmanlığımı yapan, ; Maliye eski bakanı Adnan Kahveci, ünlü gazeteci Ercan An klı, eski bakan Mustafa Taşar, Recep Yazıaoğlu, ünlü gazeteci atlet Cüneyt Koryürek, ünlü futbolcu Metin Oktay, "hain trafik" tarafından aramızdan alınmıştı. Her yıl trafik kazalarında 10 bin kişi hayatim kaybediyor ve 200 bin kişi yaralanıyor. Trafik kazalarının yol açtiğı maddi zarar ise, her yıl 15 milyar YTL'yi buluyor. İşte bu nedenle, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu kampanyayı "Sosyal sorumluluk projesi" olarak himayelerine aldı, Trafikte dikkat çok önemli. Geçen gün, otomobilimi kullanırken, bir ara gözüm radyoya takıldı. Sanırım 3- 5 saniye sürdü. Aniden önümdeki araçların durmuş olduğunu fark ettim. Birden direksiyonu sağa kınp orta serite geçtim. Allahtan arkadan gelen araç yoktu. Otomobili bir sağa, bir sola yalpalayarak, zorlukla düzeltebildim. Gerçekten çok korkmuştum. Kendi kendime "daha dikkatli" otomobil kullanma sözü verdim. Gazeteye geldikten sonra www.trafiktedikkatlObinhayat.com sitesine girip, "daha dikkatli" otomobil kullanmak için ne yapmak gerekir diye baktım. Karşıma "Hayat kurtaran trafik kuralları" çıktı. Yarar diye sizlerle paylaşıyorum. Dikkatli, hoşgörülü, trafik kurallarına saygılı bir sürücü olun. Hız limitlerine uyun. Emniyet kemerinizi takın. Arka koltuk dahil tüm yolcularınızın emniyet kemerlerini takmalarını sağlayın. Alkollü iken araç kullanmayın. Araç kullanırken cep telefonu kullanmayın. Trafik ışıklarına, işaret ve levhalara, trafik polisinin düzenleme çalışmalarına uyun. Önde giden araçları güvenli ve gerekli mesafeden takip edin. Birden fazla şeritli yollarda trafiği tehlikeye düşürecek şekilde işaret vermeden şerit değiştirmeyin. Devamlı çizgilerde, virajlarda, tepe üstlerinde, dar köprü ve tünellerde ilerisi görünmeyen yerlerde Önünüzdeki aracı geçmeyin. Kavşaklardan ve tepe üstlerine yaklaşırken virajlı yollarda ilerlerken süratinizi azaltin. Çocuklarınızı arka 1 koltuğa oturtun ve emniyet kemerlerini bağlayın. Küçük yastaki çocuklannız için çocuk koltuğu kullanın. Lastiklerinizin havasını düzenli olarak kontrol edin. Far ayarlarınızı kontrol edin. Aracınızda mutlaka çekme halan, takoz, zincir ve reflektör bulundurun. Bisiklet ve motosiklet kullanırken kaskınıa takın. Yayalar İçin Karşıdan karşıya geçerken geçiş kurallarına ve ışıklara riayet edin. Yayalar için özel olarak yapılmış alt veya üst geçit, yaya köprüsü veya yaya tüneli gibi yerlerden karşıya geçin. Yaya geçidi, okul geçidi ve kaldırımların daima sağını kullarım. Karşıdan karşıya koşmadan ancak hızlı adımlarla geçin. Trafik ışığı ve yetkilinin bulunmadığı yerlerde, taşıtların uzakbk ve hızını kontrol edip güvenliğinizi sağladıktan sonra en kısa doğrultudan en kısa zamanda karşıdan karşıya geçin.
Sayfadaki Yeri
Yazdırılabilir Kopyası



Yayın AdıYayın TarihiSayfaTirajYayın Türü
Dokuz Sutun04.05.2008106500Yerel
SayfaNoSütun/Cm
1090
Denizli'de herkes başarısını emniyet kemerine borçlu

Denizli'de herkes başarısını emniyet kemerine borçlu Denizli Emniyet Müdürlüğü tarafından yaklaşık 3 yıldır süren çalışmalar neticesinde emniyet kemeri kullanma oranı yüzde 80'lere ulaşırken, Dcnizli'nin önde gelen isimleri, bayan polisin muhabir olarak görev yaptığı klipte oynayarak, başarılarını emniyet kemeri kullanmaya borçlu olduklarını söylediler. Denizli Emniyet Müdürlüğü görevine atanmasının ardından, trafik kazalarında ölüm ve yaralama olaylarının en aza indirilmesi yönünde ciddi çalışmalar başlatan ve emniyet kemeri konusunda gece gündüz kontroller yaptıran Denizli Emniyet Müdürü Muzaffer Erkan, 3 yıllık süre içinde emniyet kemeri kullanılma oranını yüzde 80'lere çıkardı. Cumhurbaşkanı Abdullah GüPün de desteklediği Trafikte Dikkat 10 Bin Hayat Projesi'kapsamında çalışmalarını sürdüren Denizli Emniyet Müdürlüğü, hazırladığı ve Denizli'nin önde gelen isimlerinin katıldığı küple, emniyet kemerinin önemini anlatıyor. Denizli Emniyet Müdürlüğü'nde görevli bayan bir polis memurunun resmi elbisesiyle hazırladığı ve tek tek röportaj yaptığı klipte. Denizli Valisi Hasan Canpolat, Denizli Belediye Başkanı Nihat Zeybekci, Denizli Ticaret Odası Başkam Necdet Özer, Denizlisporlu futbolcular Yusuf Şimşek ve Souleymanou Hamidou'nun yanı sıra, Denizli'nin önde gelen sanayici ve oda başkanları yer aldı. Klipte bayan polis memurunun nasıl başarılı oldukları sorusuna, "Emniyet kemeri takıyorum" cevabı veren protokol üyeleri, futbolcular, oda başkanları ve sanayiciler, daha sonra araçlarına biniyor ve emniyet kemerini takarak araç kullanıyorlar. Denizlispor'un kaptanı Denizli'nin önde gelen isimleri, bayan polisin muhabir olarak görev yaptığı klipte oynayarak, başarılarını emniyet kemeri kullanmaya borçlu olduklarını söylediler Yusuf Şimşek'in güzel bir golünün de yer aldığı klipte, Ufolara merakı ile bilinen işadamı Nuri Sözkesen'in, Ufoların da medeni olmalarından dolayı emniyet kemeri taktıklarını söylemesi dikkat çekiyor. Hazırlanan klipleri basına dağıtan ve vatandaşlara da bu küplerinin gösterileceğini belirten Denizli Emniyet Müdürü Muzaffer Erkan, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından trafikte yeni projeler hazırlandığını belirterek, "Denizli Emniyet Müdürlüğü olarak bu projeler üzerinde yaklaşık 4 aydır çalışıyoruz, içişleri Bakanlığı bize hedefler koydu. Bu hedeflere ulaşmaya çalışıyoruz. Denizli polisi 4 ayda bu hedeflere ulaştı. Bu hedefler, trafiğin daha sık denetlenmesi ve kontrol edilmesidir. Amaç trafik kazalarını azaltmak. Kazalardaki ölüm ve yaralı sayısını azaltmak" dedi. 2005 yılından bu yana Denizli'de emniyet kemeri kullanma oranını yükselttiklerini belirten Erkan, "Bizim yaptığımız sayımlarda emniyet kemeri takma oranı şu anda yüzde 80 seviyesinde gidiyor, içişleri Bakanlığı, Türkiye genelinde şehirlerde emniyet kemeri kullanma oranını 2010 yılına kadar yüzde 70'lere çıkarmayı hedefliyor. Biz Denizli'de şimdiden yüzde 80'lere ulaştık" dedi. Trafikte emniyet kemerinin çok önemli olduğunu ifade eden Erkan, "Emniyet kemeri kullanılması konusunda sayın Cumhurbaşkanımızın iştirakleri var. Trafikte Dikkat 10 bin Hayat Projesi'ni sayın Cumhurbaşkanımız destekliyor ve himaye ediyor" dedi. Emniyet kemeri kullanımının artması için Denizli'de bir dizi çalışma ve etkinlikler yaptıklarını belirten Muzaffer Erkan, "Toplumda sevilen, sayılan kişileri tespit ettik ve bu kişilere klip çekilmesini teklif ettik. Hepsi de kabul etti. Başta valimiz ve belediye başkanımız olmak üzere, küplerde yer alan herkese teşekkür ederim. Hedefimiz emniyet kemerinin bir alışkanlık haline getirilmesidir. Herkesin kontağı çevirmeden önce emniyet kemerini takmasını istiyoruz. Bu, bir zorunluluktan çıkarılıp, alışkanlık haline gelmelidir" dedi.
Sayfadaki Yeri
Yazdırılabilir Kopyası



Yayın AdıYayın TarihiSayfaTirajYayın Türü
Sabah Akdeniz04.05.20086750Yerel
SayfaNoSütun/Cm
6150
Fatih Terimin tüzel kişiliğine saygı ile

Fatih Terimin tüzel kişiliğine saygı ile HER ŞEY DAHİL ÖZER SARAÇOĞLU Galatasaray-Fenerbahçe maçının haber ve yorumları arasında, 'derby geyiği'nde kaybolup, kaynayan, ancak devletin saygınlığını direkt ilgilendiren, önemli bir konu var. Fatih Terim maçı seyretmek için geldiği Şeref Tribünü'nde Milli Takım Hocası için ayrılan koltuk dolu olduğundan, başka bir yerde oturmayı reddedip, stadı maç başlamadan terk etti. Ben bu tepkiyi çok yerinde ve doğru buluyorum. Yıllardır vazgeçmeden yazdım, futbolda düzen, disiplin, adalet istiyorsak, işe Şeref Tribünü'nden başlayacağız. işte son örnek. Türkiye Cumhuriyeti'nin futbolda en üst seviyede görev verdiği profesyonel, unvanı önünde "milli" yazıyor, diğer bir deyişle, bizim adımıza Türk Futbolu'ndan sorumlu ve istanbul'da, tüm Türkiye'nin gözü önünde temsil ettiği makama devletin tahsis ettiği resmi koltuğa oturamıyor. Protokol sıralarında böyle bir olayın yaşandığı bir ülkede, siz vatandaşın sıralandığı koltukların arasında "merdivenleri boşaltalım" diye anons yapsanız ne olur, bedava bilet dağıtan kulüplere milyonlarca YTL ceza yağdırsanız ne düzelir? Moda deyimle, 'baş'lar böyleyse, ayaklar ne yapar? Yeni bir baş-ayak tartışmasına başlamak ya da bir yerlere gönderme yapmak değil amacım. Fatih Hoca'nın yaşadığını "Terim kimliği" üzerinden değerlendirenlerin içine düştüğü yanlışa dikkat çekiyorum. Konu ben, sen, o değil. Kesinlikle BiZ!.. Üstüne vura vura söylediğimi, açık ve net olsun, kelime kelime yazalım. Devletin kanuna, kuralına saygı ye uyumu bizi yönetenler, (seçilmiş, atanmış fark etmez) önce onlar gösterecek. Düzeni bozanı, bir başkasının hakkını ihlal edeni, unvanına, koltuğuna, ismi önündeki kısaltmaların açılımına bakmaksızın, ayırım yapmadan değerlendirmekten bahsediyorum. Bu nedenle yaşanan bu son koltuk skandalini yeniden burada sizlere hatırlatmak istedim Her şeyi bir yana bırakın, daha basiti, sıradan insanlar olarak bizler, bir an gözlerimizi kapatalım, bir sabah uyandığımızda evimizin bahçesinde yükselen gecekonduyu hayal edelim, ya da daha basit bir örnek, size ait otoparkta yabancı bir arabayla karşılaştığınızı gözünüzde canlandırın, işin sadece bu kısmı bile ne kadar rahatsız edici.. Şimdi objektifi genişletin ve yıllardır bu ülkenin yaşadığı çarpık yapılaşmayı, trafik kazalarında kaybettiği canlan hatırlayın ve derby maçında kimin kazandığından çok Terim'in koltuğunun işgal altında olmasının Önemli olduğunu anlamayı deneyin, deneyelim. Anladığımız zaman iş çözülecek.. O zaman inanın, logar kapaklan ile asfalt da aynı hizada olacaktır. pes artık Gazetede yeşil zemine iri beyaz harflerin gömülü olduğu ilanı görünce, "ingiltere Savunma Bakanlığı Türkiye'de paralı asker mi arıyor?" diye düşündüm. Hemen merakla, alt satırlara göz atınca, tanıdık bir kurumla, Türkiye'nin eğlence sektörüne katkısıyla, emeklilik dönemine girmiş büyüklerimizin sosyal hayatlarına verdiği destekle (!) tanıdığımız, evimize televizyonla, bilgisayarla, cep telefonuyla ve gazetelerin ücretsiz çarşaf çarşaf, ansiklopedi kalınlığındaki bültenleriyle hergün konuk olan Türkiye Jokey Kulübü'nün "Oyna hayatını yaşa" imzasıyla karşılaştım. Slogan gerçekten vurucuydu ve alıştığımız ilan başlıkları gibi yazılmadığından daha da dikkat çekiyordu.. "İngiltere kahramanlarını any or!" Ben artık bu ilanla sözün bittiği yere geldim. Türkiye Jokey Kulübü'nün ve bahis sektörünün bugün ülkemizde hangi eve, nerede, nasıl girdiğini, hedef gelir grubunun kim olduğunu bilmeyen kalmadı. "Kumara karşıyız, yabancı, Türk fark etmez, talih oyunları sektörü bizim kültürümüze, örf ve adetimize, ekonomik yapımıza uymaz" diyen taraflı, tarafsız, ön yargılı, sonradan kararlılara yönelik casino'lar hakkında bundan böyle tek satır yazmayacağım. Bu ilan burnuna kadar sokulmuş ve hala gerçeği dillendirmekten kaçan, susan, gözlerini yummuş bir kısım turizmci dostlarıma da "size kolay gelsin, şeytanınız bol olsun" diyeceğim. trafikte Dikkat, 10 İn Hayat Bu hafta istanbul'da bir trafik kazasında arka koltuktan savrulup ölen gençlerin haberi ön sayfalara yansıdı. Arka koltuktan diyorum... Bu köşede her fırsatta trafikte kemer takmanın hayat kurtardığını ve ön koltukta çocukları oturtma cahilliğinden vazgeçmemiz gerektiğini yazıyorum. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, büyük oğlu Ahmet'in 3 yıl önce yaşadığı trafik kazasında emniyet kemeri takması sayesinde kurtulmasından etkilenerek, Türkiye'de her yıl 10 bin can kaybı yaşanmasını önlemek amacıyla kampanya başlattı. Çankaya Köşkü'nün himayesinde yürütülecek kampanyanın sloganı; "Trafikte Dikkat, 10 Bin Hayat"... Umarım bu defa, ülkenin en yüksek makamından gelen talimatla başlatılan bu yeni çalışma herkesi harekete geçirir ve kemer takmayanların trafikte bir tekerlek boyu gitmesine engel olur, yavrusu ön koltukta, kendisi arkada, yada canı kucağında şoför yanında seyahat eden odun kafalann biraz olsun yontulmasını sağlar. Benden tavsiye, bu pazardan başlayarak, radar kontrolü yapılan her noktada, kemer takmayanlara, ön koltukta yaşı küçük yolcu taşıyanlara ceza kesmeye başlayalım. Vazgeçmeyelim, 10 bin can mı önemli, beylerin anlamsız cesaret gösterisi mi, bayanların alışkanlıkları mı?
Sayfadaki Yeri
Yazdırılabilir Kopyası



Yayın AdıYayın TarihiSayfaTirajYayın Türü
Sabah Ankara04.05.200831000Yerel
SayfaNoSütun/Cm
381
Trafik müfettişi

TRAFİK ı s f II , FİKRET KOSEj Trafik Haftası Her yıl Mayıs ayının ilk cumartesi günü Karayolu Trafik Güvenliği Günü, bu günü takip eden hafta ise Karayolu Trafik Haftası olarak kutlanmaktadır. Yine bu dönemde Sayın Cumhurbaşkanı 'nın himayesinde "Trafikte Dikkat 10 Bin Hayat" sloganıyla bir kampanya başlatılmıştır. Bu tür kampanya ve etkinlikleri duymak insanı mutlu ediyor. # Cumhurbaşkanımız, Valiler, Kaymakamlar, Emniyet Müdürleri ve konu hakkında bilgili insanlar konuşmalar yapıyor, halka bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar. Çocuklar şiir okuyor, resimler yapıyorlar. Buna benzer geçmişte de pek çok kampanya düzenlenmiştir. Genelde kampanyayı düzenleyen kurum ve kuruluşlara, özel sektör firmaları maddi destek sağlar. Bu kampanyalarda bir tema seçilmekte halkın bu temaya dikkati çekilmeye çalışılmaktadır. Geçmişte hatırladığım bazı kampanyalar; "Yolum da açık farım da-BRİDGESTONE", "Trafik Canavarı Olmayın-KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ", "Emniyeti Belden Bırakmayın-TEMSA", "Trafik Hayattır-DOĞUŞ OTOMOTİV", "Sokakta İlk Adımlar-RENAULT" Bu tür kampanyalarda resmi kurum, dernek ve vakıflar sosyal amaçlar hedeflerken; özel sektör firmaları da haklı olarak sosyal sorumluluk projelerine bir başarı hikayesi eklemek, hedef kitleye ulaşmak ve marka bilinirliğini arttırmak gibi amaçlar gütmektedirler. Asıl amaç ne olursa olsun eninde sonunda bu tür bir kampanyanın hedefi trafikte insan hayatını kurtaracak bir şeyler yapmaktır. Bir kampanya çok başarılı olur ve bu kampanyayı düzenleyen kurum, sosyal amacına ulaşır. Ya da kampanya çok başarılı olur ve destek veren firmanın marka bilinirliği tüm diğer firmalardan on kat yükseğe ulaşır. Bence bunlar önemli değil. Önemli olan ülkemiz insanlarına trafikle ilgili bir kural, bir işaret, bir bilgi öğretebilmek ve bir hayat kurtarmaktır. Bu kapsamda ben de 2002 yılında kendi çapımda bir kampanya başlattım. Bu kampanya ile ilgili sloganım da var. Her sabah evden çıkıp arabaya binerken, bu sloganı kendi kendime tekrar ediyorum. "Akşam Eve Sağ Salim Dönmem Gerek." Gün içinde koşturmaca, geçim sıkıntısı, telaş, acımasız rekabet ve hayat mücadelesi ile asıl amacımızı unutuyoruz. Amaç para, güç ve iktidar kazanmak mı? Sağlıklı ve mutlu olmak mı? inanın, gün içinde trafikte karşılaştığım diğer sürücüleri görünce, akşam eve sağ salim dönmesi gereken tek kişi benmişim gibi geliyor.
Sayfadaki Yeri
Yazdırılabilir Kopyası



Yayın AdıYayın TarihiSayfaTirajYayın Türü
Star04.05.200813256386Ulusal Gazeteler
SayfaNoSütun/Cm
1384
Cumhurbaşkanı Gül ün emniyet kemeri üzerine

Cumhurbaşkanı GüTün emniyet kemeri üzerine Emniyet kemeri takacağız, üç yılda on bin hayat kurtaracağız. Yılda on bin vatandaşı trafiğe kurban veriyoruz, üçte biri yanımıza kar kalsın istiyoruz. Cumhurbaşkanı Gül, "Trafikte dikkat, 10 bin hayat" sloganıyla proje liderimiz, arka koltukta emniyet kemeri takarak hepimize ömek oluyor. Ekranlara yansıdı Cumhurbaşkanı Gül arka koltuğa oturuyor, emniyet kemerini bağlıyor. -Durdur. Dondur görüntüyü! Film karesi fotoğraf oldu, kemerini bağlamış bir Cumhurbaşkanı karesine bakıyoruz. Bu resmi görünce aklınıza ne geliyor? a) Cumhurbaşkanının oturduğu arka koltuk kesin rahattır, acaba yan konsolda televizyon da var mı? b) Cumhurbaşkanı incelmiş ve formda görünüyor, acaba Köşk'te bir spor hocası eşliğinde egzersiz yapıyor mu? c) Ben de Cumhurbaşkanı olayım, emniyet kemeri takmazsam namerdim! d) Çocuklanmıza "Cumhurbaşkanı bile arka koltukta oturup emniyet kemeri takıyor kerata, sen kim oluyor da takmam diyorsun" deme imkanı veren Sayın Abdullah GüTe duyarlı yaklaşımı için teşekkür ediyoruz. Hangisi? D şıkkı insana çok makul geliyor değil mi? Bence de makul! Ama sihirli cevap değil! Çünkü sihirli anahtan kullanmadık! insanlar anıldıkça yaşarmış, toprağı bol olsun rahmetli Üzeyir Garih'ten Öğrendiğim bu sihirli anahtan şimdi sizlerle paylaşacağım. Bir davette kendisine Bili Gates ile buluşmamızı naklederken: "Markette görecek olsanız 'bu dünyanın en zengin adamı' demenize imkan yok, mutlaka çok zeki ama mütevazı, kendi işine bakan, son derece rahat ve karşısındakini de rahat hissettiren bir mizacı var" diye anlattım. "Demek ki gerçek güç ve para insana saf ve sadelik olarak yansıyabiliyor" diye yorumu da patlattım. Üzeyir Bey şu cümleyle bana anahtan vermişti: - Hayır, tersi. Aslında saf ve sade insan olduklan için gerçek güç ve paraya ulaşıyorlar! Şimdi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün arka koltuktaki emniyet kemeri takmış karesine dönelim... Ne görüyorduk? istemem, takmıyorum demek senin ne haddine kerata, ülkenin koskoca Cumhurbaşkanı takıyor da sen mi takmayacaksın. Faydası var, zaran yok; mecbur takacaksın, isyankar hayta! Sihirli anahtan kullanarak bakalım... Ne görüyoruz? Cumhurbaşkanı Türkiye'yi temsil ediyor, yani çok değerli. Çok değerli olduğu için devlet her türlü tedbiri alarak onu koruyor. Arabada giderken en büyük tehlike trafik kazası olduğu için, ona bir şey olmasın diye emniyet kemerini mutlaka takıyor. "Ben Cumhurbaşkanıyım her türlü yetkim var, takmak istemiyorum" diyecek olsa bile, "Türkiye için öneminiz gereği korunmalısınız, takmanız şart" derler ve mutlaka emniyet kemerini takar. Sana sadece bizim kalbimizde çok değerli olduğun için "tak şu kemeri" demiyoruz, ülken için de değerlisin. Yani Türkiye Cumhuriyeti sana "Geleceğin Cumhurbaşkanı olabilirsin, seni korumak görevim, emniyet kemerini takacaksın" diyor! GÜNDEMDEKİLER F:Ç)riyf? tftr' Doğruya Doğru MURAT BiRSEL
Sayfadaki Yeri
Yazdırılabilir Kopyası



Yayın AdıYayın TarihiSayfaTirajYayın Türü
Zaman03.05.200822794834Ulusal Gazeteler
SayfaNoSütun/Cm
2274
Cumhurbaşkanı trafikle ilgileniri mi?

Cumhurbaşkanı trafikle ilgilenirini? MEHMET KAMIŞ îlk bakışta insan garipsiyor. Koskoca Cumhurbaşkanı trafik gibi bir konuyla bu kadar yakından ilgileniyor, etrafındaki onca insanı bununla ilgilenmeye zorluyor, olacak şey değil... Geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, trafikteki kazalara dikkat çeken bir toplantı yaptı. Cumhurbaşkanı, ülkemizde meydana gelen kazalarda her yıl 10 bin kişinin hayatını kaybediyor olmasından dolayı "Trafikte Dikkat 10 Bin Hayat" ismi verilen kampanyayı himayesine aldı, konuyla ilgili programlar için Çankaya Köşkü'nün kapılarını açtı. İzlediğimiz kadarıyla birçok gazetenin yayın yönetmeninin de yer aldığı geniş katılımlı bir toplantı gerçekleştirildi. Abdullah Gül, burada yaptığı konuşmada, trafikteki problemlere dikkat çektikten sonra öndekilerin yanı sıra arka koltukta seyahat edenlerin de emniyet kemeri takmasını istedi, kendisinin de arka koltukta otursa bile emniyet kemerini ihmal etmediğini anlattı. Oysa bu kazalarda yılda sadece (!) 10 bin kişi hayatını kaybediyor ve sadece 15 milyar YTL'lik maddî bir kayıp yaşanıyordu! Bu, devletin en tepesindeki insanın ilgileneceği bir mesele mi, diye düşünüyor insan... Çünkü, Türkiye'de doğmuş, büyümüş biri olarak cumhurbaşkanı deyince insanın aklına hep şu geliyor: Her millî bayramda, her yargı yılı başında, her fırsatta laiklik üzerine konuşma yapan, başka bir konuyla ciddi olarak ilgilenmeyen, bir de protokolde görünen ağır bir devlet adamı... Biz devletin tepe yöneticilerinin bu tür girişimlerine pek alışık değiliz. Türkiye'de cumhurbaşkanları, başbakanlar, muhalefet partisinin liderleri ya da üst düzey yargı mensuplarının konuşmalannın büyük bölümü laiklik üzerinedir. Türkiye'nin bir tek önemli sorunu vardır, o da laiklik. Bundan önceki cumhurbaşkanımız açıklamalarının büyük bölümünü laiklik üzerine yapardı. Yıllardır olduğu gibi laikliğin yine tehlike altında bulunduğunu söyler ve dikkatli olunması gerektiğinin alanı çizerdi. Ne de olsa aslolan toplumun mutluluğu değil, devletti. Sadece Cumhurbaşkanı değil, sosyal demokrat olduğu iddia edilen anamuhalefet partisi CHP'nin yöneticilerinin de, sosyal politikalarla, insanların refah düzeyinin artırılmasıyla, doğal afetler konusundaki önlemlerle, sağlıklı beslenmeyle, hele hele trafikle ilgili bir açıklamasını duymak mümkün değildir. CHP için Türkiye'de sadece ve sadece laiklik konusunda problemler vardır. Laiklik güvende olsun, varsın insanlar trafikte ölsünler, yolsuzluk alsın başını gitsin. Böyle bir ülkede cumhurbaşkanının her yıl binlerce insanın evine ateş düşüren bir meseleyi ciddiyetle takip altına alması ne kadar da değişik bir yaklaşım. Oysa çağdaş bir ülkenin insan odaklı bir anlayış içinde olması doğru değil mi? Devleti yönetenlerin bu ülkede yaşayan insanların can, mal, ruh sağlığını merkeze alan bir anlayışla hareket etmesi gerekmez mi? Bu açıdan baktığınızda bir cumhurbaşkanı, bir başbakan ya da o ülke yönetiminde etkili olanlar, yönetim mantalitesinin merkezine vatandaşı koysalar bu ülkede o kadar çok problem bir anda çözülür ki... Yurttaşını mutlu ermeye yönelik, yani çağdaş bir ülkede olduğu gibi insan için var olan bir devlet anlayışı Türkiye'de hakim olsa, bugün enerjimizi tüketen pek çok problemi çözmüş olacağız. Ama bu ülkede vatandaş devlet için var ve bu devletin sadece ve sadece bir tane önemli konusu var; o da laiklik. Neredeyse başka hiçbir mesele ciddiye alınmıyor. Bu apdan baktığımızda Cumhurbaşkanı'm tebrik etmek lazım. Bu yaklaşımla şunu söylediğini düşünüyorum: Bu ülkenin en önemli meselesi, doğal afetler, terör, sağlıksız beslenme, trafik gibi konulardır. Çağdaş bir ülkede olduğu gibi devlet de bu konularda üzerine düşeni yapacak, insanın yaşama hakkını kullanmasına zemin hazırlayacaktır.
Sayfadaki Yeri
Yazdırılabilir Kopyası



Yayın AdıYayın TarihiSayfaTirajYayın Türü
Sabah Ankara02.05.200851000Yerel
SayfaNoSütun/Cm
572
Gel de yazma

Başkent'te trafik AHMET UTTAN GEL DE YAZMA Ankara trafiğinden bahsedilince hemen şöyle bir izah getirilir: Ankara memur şehridir, insanlar karı-koca devlet memuru olduğu için hemen altlarına bir araba çekerler, maaşın biriyle taksitlerini öderler, iki arabalı olanlar da az değildir. Bu yüzden Ankara trafiğindeki araç sayısı bir milyonun üzerine çıktı ve Başkent'in ulaşımı da felç oldu. Bunda belki doğruluk payı vardır ama tek sebep bence bu değildir. Kaldı ki trafik için yapılan böyle bir değerlendirme, Başkentteki memur ailelerine haksızlık olur. Esasen burada yaşayanlar olarak, Başkent'in trafiğini biz, el birliğiyle, kendimiz berbat ediyoruz. Bunda herkesin, hepimizin katkısı var. Görevi bizzat trafiği düzenlemek ve araçlann akışını sağlamak olan trafik polisinin bile katkısı var. En olmadık yerde, en olmadık muameleyle karşılaşıyoruz. Trafikte ilişkiler, hemen sinir harbine dönüşüyor, inanmayan bir cuma günü veya devlet erkânının katıldığı önemli bir cenaze olduğunda, Kocatepe Camii'nin çevresine yaklaşsın bakalım başına neler geliyor?! Sokakları bariyerle kapatan asker-polis resmi kıyafetli tüm zabitan, iki saat boyunca binlerce kişiye adeta zulmediyor desek yeridir. Geçenlerde Tunalfda yolun sağ tarafında üç dakika durmam icap etti. Ben direksiyonda beklerken, arkadaşım bir dükkândan bir emanet aldı ve izinin üzerine döndü. Üç dakika bile sürmedi işlem. Vay sen misin?! Aniden ortaya çıkan trafik ekibinin anonsuyla adeta yerimden sıçradım. Sanki beni gözetliyorlardı. Araçla yanıma yanaşıp "plakanı bilmiyor musun?" diye beni bir azarladılar ki sormayın. Televizyonda "komedi dükkanı" diye bir program var ya, tıpkı oradaki yönetmen edasında; "Arkadaşım!..." diyerek yaptığı uyarıyla şaşkına döndüm ve hemen oradan uzaklaştım. Hâlbuki yığınla araç park halinde oralarda duruyordu. Vatandaşı azarladıklan yetmemiş gibi arkamızdan cezayı da patlatmışlar. Çaresiz ödedik, demek ki hak ettik! Kime ne diyebilirsin, polisle, zabıtayla uğraşılır mı bu memlekette? Dediğim gibi bizler, Ankara'nın beyefendileri, hanımefendileri olarak Başkent'in trafiğini bizzat kendimiz felç ediyoruz. Asansör önlerinde, "Buyurun., yok önce siz buyurun., teşekkür ederim., rica ederim.." nezaketini elden bırakmayan başkent halkı olarak, trafiğe çıkınca anlaşılmaz şekilde "kuraltanımaz" oluyoruz. Kırmızı ışık hak getire, herkes sağdan soldan bir an önce trafikten sıyrılıp çıkmaya çalışıyor. Sayılan 8 bini bulan taksicilerimizle, minibüsler, zaten bu keşmekeşin gönüllüleri. Bir de ellerini kornadan çekmemeye yemin edenler var ki, Ankara'yı cadı kazanı etmeye yetiyor. Hafta sonunda Başkenti boşaltırcasına, konvoylar halinde Ankara'yı neden terk ediyoruz sanıyorsunuz, haftalık stresi atmak için! Ancak bu problem yalnız bizde değil. AB ülkelerinde trafik kazalarının, kanser ve kalp hastalıklarının ardından ölüm nedenlerinde üçüncü sırada geldiğini kendileri açıkladılar. Hattâ can kaybının parasal maliyetini de hesaplamışlar: Her can kaybı 4 milyon euroya mal oluyormuş. AB'de bile trafik kazalarında her gün 115 kişi can veriyorsa insanların ne hale geldiğini vann siz hesaplayın. Hülasa, Trafik Haftası başlarken, Trafikte Dikkat, 10 Bin Hayat' kampanyasına ben de bu yazı ile katılıyor ve NE OLUR BiRAZ DİKKAT, BiRAZ DA NEZAKET diyor, tüm Ankaralılara kazasız günler diliyorum.
Sayfadaki Yeri
Yazdırılabilir Kopyası