BASIN SERVİSİ
HABER ÖZETİ



Yayın AdıYayın TarihiSayfaTirajYayın Türü
Bugün01.05.20081396236Ulusal Gazeteler
SayfaNoSütun/Cm
13120
işte benim Cumhurbaşkanım

ATIF HOCA'NIN NOT DEFTERi Ali l ATIF BiR işte benim Cumhurbaşkanım... Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığı makamına oturduktan sonra yaptıklarına dikkat ediyor musunuz? Ben ediyorum... Türkiye'nin Expo 2015e ev sahipliği yapması için verdiği mücadeleye hayran kaldım... Oylama günü sahnede gösterdiği performans süperdi. ABD Başkanı Bushla yaptığı "çata çat" görüşmedeki duruşu, karizması, Türkiye'yi temsil edişi mükemmeldi. ATV-Sabah'ın satışında Katar sermayesini Türkiye'ye çekmek için gösterdiği çabayı takdir ettim. Üstelik çıkıp "Evet ben tanıştırdım" demesi de inanılmaz kendine olan güvenini gösteriyordu. Son olarak da Türkiye'nin trafik soaınuna sahip çıkmasını ve "Trafik'te Dikkat 10 Bin Hayat" kampanyasına destek vermesini inanılmaz buldum. Daha da inanılmaz bulduğum şey aynı kampanya kapsamında çekilen tanıtim filmini seslendirmesi... Hepsini yeniden düşündüm ve içimden dedim ki: Varsın Bekir Coşkunun olmasın bu gerçekten benim Cumhurbaşkanım! Yalakalık olsun diye, birilerinin gözüne girmek için, samimiyetsiz bir şekilde yazmıyorum. Tüm kalbimle inanarak yazıyorum. Türkiye'ye böyle kaprissiz, komplekssiz, hayatın içinde, sorunlara içerden bakan bir Cumhurbaşkanı lazımdı. Türkiye aradığını buldu... Teşekkürler Cumhurbaşkanım... Trafikte kaç hayat? Neden? Salı günü Cumhurbaşkanının daveti üzerine yukanda sözünü ettiğim "trafik güvenliği" kampanyasının başlama vuruşuna katılmak üzere Ankara'da resepsiyona katıldım. Projenin şu andaki katılımcıları İçişleri Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Gazi Üniversitesi, Bridgestone, Doğuş Otomotiv, Petder, Renault, Temsa, Toyotasa, Volvo... Resepsiyonda önce Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Süleyman Pampal konuşma yapb. Süleyman Hoca çok eskilerden, birlikte de defalarca trafik üzerine çalıştığımız, konuştuğumuz dostumdur. Yeni projenin de mimarlarından biri olduğunu biliyorum. Yılların verdiği bilgi birikimiyle Türkiye'deki sorunu özetledi. Daha sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül iş ve basın dünyasından yaklaşık 300 davetlinin katıldığı resepsiyonda niye "Trafik'te Dikkat 10 Bin Hayat" kampanyasına destek verdiğini, hatta himayelerine aldığını açıkladı. "Eğer ölü sayısı 10 binlere geldiyse bu işe destek vermemem mümkün değil" demeye getirdi. Oğlunun geçirdiği kazadan söz etti, destek istedi. Ve önümüze çok net bir hedef koydu: Bu kampanya sonunda Trafikte ölü sayısı üç yıl içinde 10 bin yani % 33 azalacak!. Böyle bir hedef koymak her babayiğidin harcı değil... Yukandaki yazımda da söylediğim gibi Cumhurbaşkanımızı gösterdiği hedef karşısında takdir ettim. Resepsiyondan sonraki kokteylde sohbet ettiğim Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Mustafa İsen "Cumhurbaşkanımız çok kararlı, her şey ölçülüp biçilecek, her yıl sonuçlara bakılacak ve sonuca ulaşılacak" diyerek bir bakıma kafamdaki son noktayı da koydu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gerçekten trafik kazalarını önlemek ve ölümlü kazaları azaltma konusunda kararlı... O halde hepimiz, iş dünyası, medya el ele vermek, ona yardım etmek zorundayız. Dün gazetelere baktim... 'Trafik'te Dikkat 10 Bin Hayat" projesi her hangi bir trafik kazası haberi kadar bile yer almamıştı... Bizim gazete hariç... Başka bir konuyla ilişkilendirse de Bugün projeyi kapaktan girmişti... Olması gereken buydu. Niye devam etmesin? Ben buradan patronumuz Akın İpek ve Genel Yayın Yönetmenimiz Selahattin Sadıkoğlu'na seslenmek istiyorum. Lütfen Bugün olarak Cumhurbaşkanı Gülün himayelerine aldığı projenin ana destekçisi olalım... Projeyi takip edelim, geliştirelim, yeni tartışma ortamları yaratalım, özellikle proje kapsamında çalışanları bilgilendirelim... Bugünün soysal sorumluluk projesi haline getirelim. Belki okurlarım bilmiyorlardı. Benim doktora çalışmam trafik güvenliği ve iletişim konusunda... Uzun yıllar da bu konunun teorisine, araştırmasına kafa patlattım. Eğer bir soran olursa hâlâ da patlatabilirim... Örneğin Cumhurbaşkanımız sorsaydı "Bu kampanya üç yıl sonunda amacına ulaşır mı?" diye ona önce şunu söylerdim: Trafik istatistiklerini anlamlı hale getirmeden zor Cumhurbaşkanım... Emniyet Genel Müdürlüğünün istatistiklerine göre yılda her yıl ortalama 4500 kişiyi kaza esnasında kaybederiz. Burada kısmi azalma görülür ama inandıncı değildir çünkü performansı uygulamacı ölçüyor! Bu rakama hastanede ölenleri sayarsak (ki bilmiyoruz) rakam belki yedi binlere çıkar. Bir jandarma bölgesi falan 7500 olur. 10 bin mi? İkna için sıkı bir rakam ama emin olun bilmiyoruz? Pel
Sayfadaki Yeri
Yazdırılabilir Kopyası



Yayın AdıYayın TarihiSayfaTirajYayın Türü
Bugün01.05.20081496236Ulusal Gazeteler
SayfaNoSütun/Cm
1472
Umudunu yitirmeyenlerdenim

ÖZDEMİR j Umudunu l yitirmeyenlerdenim Ne biçim ülke burası? Durduk yerde sorun çıkarmakta üzerimize yok. Bu "bize" hepimiz dahiliz. Birazcık istikrar yaramıyor, nazar değmesin (!) diye, hemen "bîri" devreye giriveriyor. Bu "biri", bazen İktidar, bazen muhalefet ya da "medya" veya zamanı geldiğinde "yargı" ya da "asker" oluyor. Hemen bu yazıyı da üzerine alınan "birilerinin" çıkmasına gerek yok. Fiziğin bileşik kaplar kuralının en güzel örneklerini, bu ülkede toplumsal olaylarda görüyor, gösteriyoruz. Ve açıkça yazdığım gibi, bu "biri" hepirniziz. l Mayıs taıtışrnalanna gireceğimi sanmayın. Sadece o tartışmada değil, ülkenin genelinde tam "Kel Ali'nin bağına" dönüşmüş bir durum var. Ülkede bu konjonktür, ben de bu ruh hali hakimken, Çankaya'da bir tanıtım toplantısı ve kokteyline katıldım. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gülün hamiliğinde trafik sorununa çözüm getirme iddiasında bir kampanyanın açılışıydı bu. Ateş yanıbaşımıza düşünce biraz ürperdiğimiz, ama birkaç gün sonra yine unuttuğumuz bir bela bu trafik. İnanması zor, fakat her yıl 10.000 insanımızı trafik kazalarında kaybettiğimizi biliyor musunuz? Bu belaya karşı inanarak bir kampanya açan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, medya ve iş dünyasından seçilmiş bir gruba, bu konuda yapılacak çalışmalan ve hedefleri anlattı. Trafikte kaybettiğimiz kurban sayısının çok daha aşağılara çekileceğine, çekilmesinin şart olduğuna inanıyor ve başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bu konuda kollannı sıvayanlara basanlar diliyorum. Bu toplantıda, bir başka ayrıntıyı bir kez daha fark ettim. Çankaya'nın son dönemlerde artık İyice unuttuğumuz çok önemli bir misyonu var. Orada tanık olduğum her sohbette de, bu aynntı mutlaka fark ediliyordu. Sadece ben değil, sohbetine tanık olduğum rnedya, sanat ya da iş dünyası mensuplannın tamamı aynı özlem içindeydi. Hiç olmazsa Çankaya'yı, ülkeye hakirn bu gerginliğin dışına taşıyabilmek o kadar önemli ki... Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün bizlerle konuşmalannda da, bu hassas aynntı fark ediliyordu, Belli ki, Çankaya, böylesi sosyal sorumluluk projelerine hamilik ederek, Türkiye'nin birliğini temsil etme misyon ve iddiasını, bir başka biçimde ortaya koyacak. Özürlülere yönelik benzer bir eğitini kampanyasının hazırlıklarının sürdüğünü, İstanbul Milleivekili Lokman Ayvadan dinledim. Ondan dinlediklerim de, tahminimi ve aynı zamanda temennimi doğruluyor. Bıkıp, usanmadan tekrar tekrar yazacağım. Aklımızı başımıza toplamanın, bunalımı kimin çıkardığından ziyade, bunalımdan çıkış yolunu bulabilmenin zamanıdır. Sık yazıyor olmaktan artık anlam kaymasına yol açıyor olsa da, bu ülkenin hepimizin olduğunu ve aynı gemide olduğumuzu unutmamalıyız. Dönüşümde, gidişimin aksine farklı bir mutluluk ve umut içindeydim. Yahya Kemalin söylediği gibi, ben de "Ankara'nın güzel tarafının İstanbul'a dönüşü" olduğuna inananlardanım. Düşünüyorum da, gerek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'de, gerekse çok farklı kesimlerden toplantıya katılan konuklarda fark ettiğim Çankaya'nın asli misyonuna bağlılık ve güven ise, benî umutlandıran bîr diğer sebep olmalı.
Sayfadaki Yeri
Yazdırılabilir Kopyası